Hazır olun, yazar size dünyanın en anti-feminist animelerinden birini övecek.
İtazura Na Kiss’i izlediğim günden beri şunu düşünüyorum; Aşk için nereye kadar inat edebiliriz? Hangi noktaya kadar pes etmeden tüm zorluklara göğüs gerebiliriz?
Anime tipik romantik-komedi konulu animelere benziyor hatta afişini gördüğüm an bunun bir okul animesi olduğunu düşünmüş, iç geçirmiştim. Bir hayli önyargılı bir insan olduğumdan, animeden sıkılacağımı düşünüp izlediğim eski animelerden birinin klasörünü bile açmıştım altta. Sıkıldığım an ona geçeceğimi düşünüyor, kendi kendimi avutuyordum.
Itazura Na Kiss’e gece yarısında başladım ve izlemeyi kestiğimde gün ışımıştı. Biri benim romantik bir anime için neredeyse hiç kımıldamadan oturduğumu ve gülmekten kıpkırmızı olduğumu görse eminim çok şaşırırdı.
Beni bu animeye çeken neydi hala bilmiyorum. Ana karakter Kotoko’nun katıksız salaklığı ve azmi olabilir.
İddialı bir biçimde söylüyorum ki bu karakter kadar salağına az rastlanır. Kotoko garip bir karakterdi, Pollyanna’nın evrim geçirmiş hali gibi demek istiyorum ama bunun ne derece doğru olacağından emin değilim. Zira o her şeye olumlu gözle bakmıyor, sadece istediği bir şey var. Kotoko aşkın beden bulmuş hali gibi, mantıksız. Evet, kızımız kelimenin tam anlamıyla mantıksız. Bir adamı tüm kusurlarıyla kabul edip, delice sevecek kadar. Hakaretlere katlanacak, yok sayılmayı sineye çekecek kadar mantıksız. Hikayenin ilerlediği ve evlendikleri bölümlerde bile süregelen kötü davranışlara “O beni seviyor” diyerek göğüs gerebiliyor.
Normalde bu tavırlar karşısında çileden çıkmam gerekiyordu ama yapamadım. Nedenini gerçekten bilmiyorum, bunda kızın aşırı derecede şirin olmasının ve erkek karakterin kusurlarının iyi bir biçimde yansıtılmış olmasının etkisi büyük sanırım. IQ’su yüksek insanların, bazı hislerden yoksun olduklarını ya da şöyle ifade edelim; Mantıklı olmaktan, mantıksızlığa yer bulamadıklarını gayet iyi biliyorum.
Kıskanmanın, başka bir insana mantıksız bir şekilde ihtiyaç duymanın ne olduğunu anlamak bazı insanlar için gerçekten zordur. Beyne bunu anlatmaya çalışırken, düşülen boşluk insanı gerçekten sarsabilir. Gel gelelim başrolümüzün düştüğü durumda tam olarak bu, kendisinden zeka olarak çok geride olan ve onun yaptığı şeylerin yarısını bile yapamayan bir kıza aşık oluyor. Size çok kolay gelen bir işi bile yapamayan bir insan düşünün, zihniniz isteminiz dışında onu küçümsemez mi? Yıllar boyu küçümsediğiniz bir insana aşık oluyor, onu kıskanıyor ve bir gün sizi sevmeyebileceği düşüncesiyle mahvoluyorsunuz. Garip, acı, çekici.
Hikaye, Kotoko’nun okula başladığı ilk günden beri aşık olduğu Naoki’ye yazdığı mektupla başlıyor. Kotoko yıllar boyu onun seviyesine ulaşmak için didinmiş, dikkatini çekmek için çabalamış ama ne fayda? Noaki zekilerin olduğu A sınıfındayken, Kotoko aptalların sınıfı olan F sınıfında, çiftin aralarında uçurumlar var fakat hiçbir engel azimli bir aşığı durduramaz, değil mi? Kotoko da böyle düşünüp sevdiği çocuğa aşkını anlatan bir mektup yazıp, binbir umutla karşısına çıkıyor. Aldığı cevap şu:
“İstemiyorum”
Naoki öyle soğuk çizilmiş ki, başta bana itici bile gelmişti. Odun, dedim ilk gördüğümde. Şirinlik abidesi kızımıza öyle odunca bir cevap vermesi, bilgisayar başında oturmuş kraker kemiren odunsu varlık bana bile itici gelmişti. Sizin de anladığınız gibi erkek karakterimiz ormanlarda yetişen cinsten esaslı bir ağaç. Ağacın gövdesi ne kadar duygu belirtebiliyorsa, Noaki de o kadar belli edebiliyor. Neyse.
Kader bu, isterse koskoca evi 2 şiddetinde bir depremde bile yıkıverir, öyle çok dalga geçmeyeceksin kendisiyle. Şakacı kader, Kotoko’nun haline acımış olacak ki babasının “Çok dayanıklı” olarak tanımladığı evleri 2 şiddetinde bir depremde yerle bir oluveriyor. Şükür ki kızımızın babasının yardımsever arkadaşları var ve evet, birçoğumuzun tahmin ettiği gibi bu yardımsever arkadaş Naoki’nin babasından başka biri değil. – Bizim senaristler iyiki bu anime olayını keşfetmemiş, yoksa vay halimize– Sonuç olarak Kotoko ve babası, Noaki’lerin evine yerleşiyor ve böyle başlıyor hikayemiz.
Sizin ne tarz animelerden hoşlandığınızı bilemeyeceğim ama eğlenceli bir şeyler izlemek istiyorsanız, Itazura Na Kiss’i tavsiye ederim. Hatta buna kız animesi bile diyemiyorum zira zorla izlettirdiğim bir erkek arkadaşım bölümün sonunda kahkaha atmaktan yorgun düşmüştü. Zamanınız varsa mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.
Senin bu uykusuzluk halin ne olacak Sin =)) anime bende severim ama bunu izlememiştim, ben kısa yoldan gidip direk final bölümünü seyrettim. Gülmekten alamadım kendimi.Benim en sevdiğim animelerden birisi en son aklımda kalan hatta su bükücü/avatar. hatta zuka favorimdi.(tamam isimlerde benim aklıma gelmez kopya çektim kabul) Yaralı yüzüyle başka şeyler anlatıyordu sanki bana =)
BeğenBeğen
Allah sonunu hayretsin benim uykusuzluğumun Tuana (:
Avatarı yeniden izlemek istiyorum ama finallenmiş animeleri bir günde bitirmek isteyen bünyemden korktuğumdan cesaret edemiyorum, ben de çok severdim Avatar’ı.
BeğenBeğen
Esas kızı sevimli bulmuşsun, sinirini bozma evresini geçmişsin, ne güzel ama ben parmaklarımı saçlarıma geçirip yolduğumu hatırlarım. Genel anlamda güçlü, mantıklı, kendi özünü içinde saklayan kadın karakterleri severim ve görmek isterim ama olay animelere gelince, bütün kadın karakterler mi salaktır? Neyse ki daha sonra güçlü kadın karakter arayışıyla animelere giriştim ve alnımın akıyla çıktım, çok güzel şeyler izledim, çok güçlü kadın karakterler gördüm.
Bir de ben sana Nana’yı önermek istiyorum, yorumun ne olacak merak ediyorum… İzlemelisin!
BeğenBeğen
Dokunma ablanın pms romantikliğine (: Şaka maka kız cidden sinir bozucuydu ama animenin daha doğrusu çekik kardeşlerimizin doğasında var bu iyi kız sevimli ve salaktır modu. Ben ne izlediysem hep böyleydi, bir de Candy ve Sailor Moon’dan alışığım sanırım. Çocukluğum onlarla geçti.
Nana’yı başkaları da önerdi de izlemeye fırsat bulamadım. Basketli birşey izliyorum şu an Kuruko muydu neydi öyle bir adı var.
Ben animede güçlü kadın karakter aramayı geçtim ama varsa şöyle güzelleri, önerilere açığım ablacım
BeğenBeğen
Bu yazından sonra bende merak edip izledim :)) gerçekten çok eğlenceliydi. hatta kuzenlerime de tavsiye ettim :).
BeğenBeğen